“Atatürk’ün Leblebilerini Aşıran Çocuk” olarak tanınan Hanri Benazus, 27-28-29 Kasım tarihlerinde İSTEK Bilge Kağan Okullarındaydı. Benazus, 3 gün boyunca hem arşivindeki fotoğraflarla sergi açtı, hem de öğrencilerle bir araya geldi.

Hanri Benazus halen Türkiye'nin en büyük Atatürk Fotoğrafları koleksiyonuna sahip. Benazus, 5000 fotoğratan oluşan bu koleksiyondan 3105 adetlik fotoğrafı, Çankaya Cumhurbaşkanlığı Köşk'ünde kurulmakta olan Atatürk Müzesine hediye etmiştir. Fanatizm derecesinde bir Atatürk hayranı ve Atatürkçülük felsefesinin tutkunu olan Benazus, aynı zamanda Atatürk ile beraber olan hayattaki son kişidir.

Hanri Benazus 8 yaşındayken 9 Ekim 1937 yılında, Atatürk’ün “Nazilli Basma Fabrikasını” açıyor. O zaman, Basma Fabrikası Türkiye için büyük bir sanayi idi. Atatürk, Ege Manevraları, Askeri Manevraları izlemek üzere Aydın’ın Ortaklar, Çamlık ve Söke beldelerine geldi. Ortaklar o zaman 40 haneli küçücük bir köydü. Biz de orada yaşıyorduk. Babam, oranın incir kooperatifinin kâtipliğini yapıyordu. Atatürk’ün geleceği duyulunca, köyde hemen bir karşılama heyeti hazırlandı. Okuryazar olarak buldukları, istasyon müdürü, muhtar, öğretmen ve kooperatifte kâtiplik yapan babam toplandılar. Babam, hemen eve gelip elbisesini değiştirerek karşılamaya gideceğini söyledi. Ben ağlamaya başladım, ben de gideceğim” dedim. O zamanlar evde olsun, okulda olsun, biz Atatürk’ten başka bir şey konuşmuyorduk. Dolayısıyla, Atatürk’ün geleceğini duyunca, dünyayı ayağa kaldırdım. Neyse ki, annem araya girdi. Bağıra çağıra ben de babamın ceketinin eteğine yapıştım. Beraber istasyona Atatürk’ü karşılamaya gittik. Akşam hava kararmıştı. Atatürk’ün treni geldi. Atatürk istasyona indi. Köylüler koşuştular. Yalnız bizim köy değil, civar köylerden de karşılamaya gelenler vardı. Atatürk, uzun uzun konuşmalar yaptı. Atatürk, köylülerle konuşurken, ben babamın elinden kaçtım. Doğruca Atatürk’ün yanına gittim. Atatürk sevinçle beni görerek yanına aldı ve saçlarımla oynamaya başladı. O zaman kıvırcık saçlarım vardı. Saçlarımı okşadı ve konuşmayı bitirince elimden tuttu, trenine bindirdi. Kendisi karşımda oturuyordu. Atatürk’e bermutat rakı ve leblebi getirdiler. Ben o yaşlarda, onun rakı olduğunu bilmiyordum. Anlamıyordum da, sonradan öğrendim. Atatürk kadehini hiç kimseden gizli içmediği için, camı açtı oradaki köylülere bakıp, “Adın ne senin? Ahmet. Ahmet senin şerefine” diyor bir yudum içiyor. Dönüyor başkasına soruyor: “İsmail. İsmail senin şerefine, Mehmet senin şerefine derken, gelen o çini kasedeki leblebilerinin hepsini yemişim. Hafif gülümseyerek bana işaret etti. Yeni bir kase geldi. O, gene Mehmet, Süleyman, Ahmet falan derken, onu da cebime indirdim. Üçüncü kaseyi de gömleğimin cebine doldurdum. Sonra, ben bunu niye yaptım diye düşündüm. Emin olun o zamanlar leblebi bile lükstü bize… Yoksul bir millettik. Kimseye borcu olmayan kimseye karşı gebe olmayan, onurlu bir millettik. Biz beşkardeştik. Ben, kardeşlerime leblebiyi götüreyim diye düşünmüşüm. Hakikaten de eve geldiğim zaman, onları kardeşlerimle paylaştım. Her neyse Atatürk, Ahmet, Mehmet faslını bitirdi. Bana döndü. Atatürk’te bir kere korkunç bir çocuk sevgisi vardı. Yani, olağan üstü bir çocuk sevgisi vardı. Bir kere, beni elimden tutup götürmesinden belliydi. İlk sorduğu soru, “Okul nasıl?”, “Neler öğreniyorsunuz?”, “Bir eksiğiniz var mı?” oldu. Kırk hanelik bir köyümüz vardı. Okul, dört duvarı olan bir hayvan damı boşaltılarak eğitim yuvası haline getirilmişti. Çatısı akıyor, iki üç tane penceresi vardı, camı yoktu. Kapıyı zaten söküp götürmüşler. Yer toprak. Soba yok, su yok. Elektrik yok. Ben Ata’ma yalnızca köyümüzde ki bu sefaletti gördüğüm için en iyisi bu zannediyordum. Bu bakımdan, Atatürk’e okulumu met ettim. Benim Atatürk’le ilişkim bu kadar. 1 yıl sonra da vefat etmiştir.’’

Hanri Benazus İSTEK Bilge Kağan Öğrencilerine Seslendi

‘’Köyümüze gelen Atatürk'le tanışmam ve onun bana sevgiyle yaklaşması çocuk yaşta olmama rağmen içime çok büyük bir sevgi tohumu ekti. Ben bu aşkla geleceğimiz olan yeni nesle Atatürk'ü ve sevgimi anlatmaya çalıştım ileride eminim ki sizlerin arasından da Atatürkler çıkacaktır. Sizlere bu değerli okulda eğitim aldıran ve size eğitim veren öğretmenlerinize çok teşekkür ederim. Sizlerle tanıştım, sizleri inceledim, siz bir yazar nasıl ağırlanır biliyorsunuz, nasıl soru sorulacağını biliyorsunuz, cesaretinize ve geniş ufkunuza adeta aşık oldum, iyi ki varsınız’’

Hanri Benazus konuşmasını Belçikalı yazar Daniel Dumoulin’in Atatürk hakkında söylediği ve çok sevdiği sözü ile tamamladı. ‘’Unutma Türkiye; Atatürk'ü Allah'a Borçlusun, Geriye Kalan Her şeyi de Atatürk'e..’’